|
Kurban Bayramında Nasıl Sağlıklı Beslenilir?
Kurban Bayramında Nasıl Sağlıklı Beslenilir?
Türkiye Diyetisyenler Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi, Uzman Diyetisyen Canan Uysal, kurban bayramında sağlıklı beslenmenin püf noktalarını anlattı:
Kurban Bayramında beslenme şeklinde bazı değişiklikler oluyor.
Et grubu besinler özellikle kurban eti ve diğer kasaplık hayvan etleri tüketiminde artış yaşanır. Bu da vücudumuza giren proteinin, doymuş yağların, ve kalorinin ve pişirme şekline göre de değişebilen tuz miktarının diğer günlere göre artması anlamına gelmektedir. O nedenle sağlık sorunu olmayan kişiler, bu bayramda et tüketiminizi günde en fazla 180 gram ile sınırlı tutmaya çalışmalı, yağ olarak zeytinyağı kullanmalıdır. Yemeklere ekstra tuz koymamak gerekir.
Tatlı ve şekerli besin tüketiminin artması da vücudumuza girecek sofra şekeri(sakaroz), rafine un(beyaz un) ve yağlı tatlılarda da yağ tüketiminin artmasını beraberinde getirecek ve dolayısıyla tüketilen karbonhidrat miktarı ve yağ içeriği diğer günlere göre artacak daha fazla kalori tüketilecektir. Bu nedenle ağır tatlılar yerine hafif tatlılar, meyveli dondurmalı kuplar veya tatlandırıcılarla yapılmış tatlılar tüketilmeli veya sunulan servisin yarısı yenmelidir. Tatlılarda margarin, tereyağı kullanılmamalı, kızarmış tatlılara rağbet edilmemelidir.
Meyve-sebze grubu besinlerin yerini çikolatanın, şekerlemelerin, baklava vb gibi i tatlıların ve diğer bayrama özgü besinlerin alması, vücudumuza girecek vitamin, mineral, posa, antioksidan vb gibi elzem maddelerin daha az alınmasına neden olacaktır. Bu nedenle özellikle et yemeklerini sebze yemekleriyle birlikte tüketin.
Et tüketimin artmasıyla öğünlerde yenecek olan tam taneli tahılların ve kuru baklagiller grubu besin tüketiminin azalması, B grubu vitaminlerinin, posanın ve diğer bazı faydalı maddelerin vücuda daha az alınmasına neden olur.
Bir ana öğünü et ile geçiyorsanız diğer ana öğünü yoğurt, kuru baklagillerle, sebze ve tam tahıllı ekmek ile geçirin. Öğün atlamayın, özellikle davetlere giderken yoğurt, meyve veya küçük bir kahvaltı yaparak tok gidin.
Kurban Bayramında Öğün Sıklığı ve Öğün Miktarı Değişiklikleri:
1- Günlük öğün sayısı çoğu zaman azalmakta olup, ara öğünlerde ana öğün yerine tatlılar ve sık sık etin yer alması gözlenir. Bir çok zaman öğle yemeği atlanmaktadır veya gün boyu çok fazla yiyeceğini düşünen kişiler sabah kahvaltısını bile atlamaktadırlar.Ana öğün ve 2 ara öğün olarak beslenmenize devam edin ancak bu öğünlerde tükettiğiniz besinlerin kalorisini göz önüne alın.
2- Öğünlerde tüketilen besinlerin çeşitliliği azalmakta, sebze yemekleri ve salata daha az tüketilip et tüketimi hem daha sık hem daha fazla miktarda olmaktadır. Ziyaretlerde çoğunlukla hiç bir ikram atlanmamakta ve gereğinden fazla rafine besinler( şeker, un, nişasta, yufka vb) ve yağ alımı artmaktadır. İkramların yarısını tüketmekten veya reddetmekten çekinmeyin.
3-Öğünlerdeki tüketim yoğunluğuna bağlı olarak total günlük kalori tüketimi artmaktadır. Bol kalori alışına karşılık daha fazla hareketli olun.
Artan bu yoğun kalori girdisine ve dengesiz beslenmeye karşılık, hareketsiz bir yaşam tercih edildiğinde de karşımıza sağlıklı olmayan bir tablo çıkmaktadır.
ETLER NASIL SAKLANACAK?
Hastalıklı etler, kistli organlar ayrılmalı ve sağlıklı etler büyük parçalar halinde temiz kaplara konulmalıdır. Parçalanan etler kesim sıcaklığındayken poşetlenmemeli ya da ağzı kapalı kutulara konmamalıdır.Bu etlerin ısısı önce güneş almayan serin bir yerde oda ısısına düşürülmeli, sonra bir yemekte kullanılabilecek ölçülerde parçalanmalı ve paketlenerek buzdolabına konulmalıdır. Bu şekildeki etler buzdolabında 5-6 gün, kıyma ise 3 gün bekletilebilir.
Etler soğuk ortamda buzdolabında 5-7 gün bekletildiğinde hem yumuşar hem lezzeti artar. Uzun süre kullanılmayacak kurban etleri buzdolabında uygun buzdolabı ısısına getirildikten sonra derin dondurucuya(-18 derece) konarak bir kaç ay veya (-2 derece)buzluk ısısında bir kaç hafta saklanabilir.
Çözdürülen etler tekrar dondurulmamalı ve çözündüğü gibi hemen pişirilmelidir.
Etler pişirilirken iç ısısı yükselene kadar ve bu ısıda(71 santigrat derece) en az 5 dakika pişirilmelidir. Etin iç renginin kırmızı kalmamasına dikkat edilmelidir. Haşlama, kalın olmayan etlerin ızgarası, kuş başı olanların sotesi, özellikle sebzelerle pişirildiklerinde sağlıklı pişirme yöntemleridir.
Yağda kızartma, mangal ve uzun süre pişirme yöntemleri sağlıksızdır. Parazitlerin yaşaması için uygun ortam olan kurutma, baharatlama, tütsüleme, tuzlama işlemlerinden de uzak durulmalıdır. Etler mümkün olduğu kadar yağları temizlenmiş olarak pişirilmelidir. Böylece yağ dokusunun biriktirdiği sağlıksız toksik maddelerden de uzak kalmış oluruz. Etlerin yumuşaması için buzdolabında bekletilirken yüzeylerine yoğurt sürülebilir veya pişirme öncesi başka terbiye işlemleri uygulanması etlere daha fazla lezzet verip yumuşamalarını sağlar. Bu işlemler sırasında sofra şekeri kullanmaktan kaçınılmalıdır.
Çok uzun süre saklanacak etler sodyum(tuz) açısından risk oluştursa da bazı şartlarda uygulanabilir bir yöntemdir. Pişirilecek etler tek seferde yenecek kadar çözdürülüp pişirilmelidir.
Evdeki kesme, parçalama, paketleme işlemleri esnasında et çiğ besinlerle temas ettirilmemeli, eller ve kullanılacak aletler temiz olmalı ve sonra tekrar steril hale getirilmelidir.
Kurban Eti ve Tatlılar Sağlık Sorununa Neden Olur Mu?
Etten, özellikle kırmızı etten zengin beslenme alışkanlığı bazı sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Kırmızı et tüketiminin artmasıyla beraber vücuda daha fazla kolesterol daha fazla doymuş yağ, bu yağlarla birlikte sakıncalı toksik maddeler alınmakta, vücudun çalışma sistemine uygun olmayan asit PH oluşmakta, total enerji alımı artmaktadır. Uzun süre ve aşırı miktarda kırmızı et tüketen kişiler bunun yanında sağlıksız da beslendiklerinden(alkol alma, daha az sebze tüketme vb) kalp-damar hastalıkları(yüksel LDL-kolesterol, yüksek kolesterol, inflamasyon vb), tansiyon risklerini artırmakta olup, karaciğer sorunları, gut atakları ve kronik gut hastalığı (özellikle alkolle et birlikte tüketildiğinde) oluşturmaktadır. Fazla protein tüketimi böbreklerde azot yükünü de artırmakta olup böbreklere de zarar vermektedir.
Kurban etinin, özellikle bekletilmeden pişirilen kurban etinin sindirimi zor olduğu için hazımsızlık, dengesiz beslenme sonucu kabızlık, şişkinlik, gaz şikayetleri artmaktadır. İltihabi barsak hastalıklarında ve mide hassasiyetlerinde de etin, özellikle zor sindirilen kurban etinin sakıncaları vardır.
Kurban bayramında tatlı ve şekerlemelerin çok sık ve fazla miktarlarda tüketilmeleri göz önüne alındığında ise, yine barsak sorunları, ani şeker yükselmeleri, pankreasın yorulması ve dolaylı olarak damarlara zarar verme riski de artmaktadır. Yüksek oranda tatlı ve çikolata diyabet öncesi durumda olanlarda ve diyabetiklerde sağlık riski oluşturabilir. Bunun yanında tatilde araba kullanan kişilerin, tatlı da içeren ağır yemekler sonrası araba kullanmamaları bir süre sonra insülin ve şeker yükselmelerinin uyku basmasına ve dikkatsizliğe neden olmasından dolayı dikkate alınması gereken bir konudur.
Ete dayalı yüksek proteinli beslenme ayrıca çeşitli kanser türlerine zemin hazırlamakta ve kemikleri zayıflatmaktadır. Ayrıca aşırı beslenme şişmanlık sorununu ve şişmanlıkla beraber gözlenen hastalık risklerini de artırmaktadır.
Tüm bu bahsettiklerimi özellikle hastalar ve orta yaşın üstündekiler için daha fazla önem arz etmektedir. Hastalar diyetlerine bayram süresinde de dikkat etmek ve ilaçlarını kullanmak durumundadırlar.
Bol bol yürüyüşle geçecek, kırmızı et miktarının tek öğünde ve sınırlı tüketildiği, bol bol her renkte sebze meyvenin arttırıldığı ve diğer gerekli besin ögelerinin dengeli alındığı sağlıklı ve mutlu bayram dilerim.
Uzm.Dyt.Canan Uysal
03 Aralık 2008 İstanbul
www.sagliginsesi.com
Bayramda Sağlığınızın Bozulmaması İçin...
Kurban Bayramında beslenmek ayrı bir önem taşıyor. Özellikle de yüksek tansiyon, diyabet, karaciğer, böbrek veya sindirim sisteminde rahatsızlığı olanlar ile, 60 yaş üzerindeki insanlar için... Uz. Dyt. Canan Uysal kurban bayramında sağlıklı beslenmenin reçetesini ve kronik hastalığı olanların nasıl besleneceğini SAĞLIĞINSESİ' ne şöyle anlatıyor:
Et ve tatlı ağırlıklı beslenmenin artması nedeniyle Kurban Bayramı'nda özellikle kolesterolü ve trigliseridi yüksek olanlar, tansiyon hastaları ve diyabetliler sağlıkları açısından risk altında bulunuyor .
Ayrıca , günlük protein tüketimlerini kısıtlayıcı diyet alan, karaciğer ve böbrek fonksiyonları bozuk olanlar, gut hastaları, şeker hastaları, sindirim sistemlerinde sorun yaşayanlar, 55-60 yaşın üstündekiler ve hatta sağlıklı olanlar dahil risk grubundaki hastalar gibi bayram günlerinde vücutlarını özel koruma altına almaları gerekiyor.
Ete dayalı yüksek proteinli beslenme ayrıca çeşitli kanser türlerine zemin hazırlamakta, kemikleri zayıflatmakta, eklem iltihabı riskini artırabilmekte, bağışıklık sistemini zayıflatabilmekte, böbrek taşı ve gut gelişebilmekte, normal vücut işleyişi bozulmaktadır.
Kendilerine özel diyet uygulayan hastalar bayramda diyetlerini bozmamalıdırlar. Sağlıklı kişiler de daha fazla kilo almamak ve yukarıda sayılan hastalıklara zemin hazırlamamak için beslenmelerine ve daha aktif olmaya önem göstermelidirler. Kurban Bayramı' nda özellikle ani tansiyon yükselmesi, beyin kanaması, kalp krizi, inme gibi rahatsızlıkların gözlenmemesi için bu dönem boyunca, bildiğimiz geleneksel sağlıklı beslenme prensiblerine devam edilmeli, bayrama özel bazı beslenme önerileri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bayramda Kalbinizi Koruyun
Bayramda, özellikle kurban eti veya et tüketimi artıyorsa, diğer günlük besinsel kolesterol tüketimi ( tavuk, balık, organ etleri, yumurta sarısı, yağlı süt ve ürünleri, kabuklu deniz mahsulleri vb) sınırlanmalı ve günlük kolesterol tüketimi 200-300 mg'ı geçmemelidir.
Kırmızı ve beyaz etlerin , süt ürünlerinin porsiyonları aşağı yukarı aynı miktar kolesterol içerir. Önemli olan bu besinlerin doymuş yağ içeriklerinin fazla olmaması veya doymuş yağ içeren diğer bir besinle beraber tüketilmemeleri gerektiğidir. Bu amaçla, doymuş yağ tüketiminin özellikle azaltılması gerekmektedir.
Bayramda süt ve süt ürünlerini en az yağlı olanlarından kullanın, krema, dondurma, tereyağı, hayvan derileri ve yağlı etler, katı yağlı tatlılar, kakao yağından uzak durulmaktadır. Önerilen günlük total doymuş yağ miktarı günde maksimum 15-20 gr'dır.
100 gr Kuzu eti, 7gr, dana eti 4gr , tavuk derisiz 3gr, tavuk derili 5gr, hindi 3gr, derisiz hindi eti 1.5gr, 1dilim peynir 4gr, 1 dilim keçi peyniri 6gr, 1 dilim sert eski peynirler 7gr, 1 bardak yağlı süt 5gr, yağsız süt 0.5gr doymuş yağ içerir. Bu miktarlardaki yukarıdaki besinlerin kolesterol değerleri ise 50-115 arasında değişmektedir.
Bu nedenle günlük her türlü et tüketimi 180 gr'ın üzerine çıkmamalıdır. Kırmızı et ancak haftada 2 kere tüketilmeli, bayramda et yoğunlukta beslenme düşünülüyorsa beden, bayram öncesi ve sonrası birkaç gün az miktarda kümes hayvanları ve balık yiyerek, bol sebze ve kurubaklagil,yağsız yoğurt tüketerek dinlenmeye alınmalıdır.
Hücre hasarını önlemek için trans yağ tüketimini azaltmak gerekir. Bunun için kızarmış her türlü besinden, kraker, bisküvi, kurabiyeler, kekler, patates kızartması, donuts ve margarinlerden uzak durulmalıdır..
Tekli doymamış yağlardan özellikle zeytinyağı, kanola yağı, avokado kalp sağlığı ve kolesterol için önerilmektedir. Zeytinyağı yemekler piştikten sonra kullanılmalıdır. Çoklu doymamış yağlardan tuzsuz kuruyemişler, çekirdekler, ayçiçeği yağı, susam ,soyayağı da tüketilmeli ancak miktarlar daha az tutulmalıdır.
Tuz kullanımı azaltılmalı, etler, kurban kavurması çok az tuzla ve yağ ilavesiz pişirilmeli, içeriğinde sodyum olan yapay tatlandırıcılar, koruyucu katkı maddeleri içeren hazır besinler tüketmemelidir.
Bayramda Karaciğerinizi Yormayın
Beden kimyasını asit yapan proteini yoğun ve yüksek şekerli beslenmeye karşılık alkali besin tüketimi artılmaldır. Bunu yapmanın en pratik yolu her türlü sebzeyi çiğ ve pişmiş olarak her zamankinden daha bol ve her öğünde tüketmektir.
Her öğünde, hatta öğün aralarında badem, nar, kurutulmuş şeftali, kuru incir, muz, kuru üzüm, kırmızı greyfurt, mango, papaya, elma, salatalık, portakal, ananas, yaban mersini, ekşi üzüm, dondurulmuş çilek, avokado tüketerek alkali beslenebilir, ana yemeklerde bol soğan, maydanoz, taze fasulye, mantar, çiğ ıspanak salatası, brokoli, pancar tüketilebilir.
Özellikle kaçınılması gereken asit yapan besinler; kafein, alkol, tüm unlu besinler, yeşil mercimek, mısır, yerfıstığı, pirinç, makarna, yumurta sarısı, tütün, şekerli meyve suları, ceviz, tatlı üzüm, şekerli ürünler, çikolata, yapay tatlandırıcılar, homojenize sütler, gazlı içeceklerdir.
Bunun yanında organik besin tüketimi arttırılmalı, koruyucu madde içeren hazır besinlerden uzak durmalı, turp, lahana, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası gibi fitobesinler daha çok tüketilmelidir.
C vitamini(brokoli, yeşil ve kırmızı biber, karnabahar, çilek, ıspanak, limon, taze soğan, papaya, mango, maydanoz, portakal, mandalina vb),Magnezyum(avokado, havuç, kereviz, brokoli, karnabahar, ayçekirdeği vb)Çinko (badem, sarımsak, havuç, lahana, karnabahar, ıspanak, fındık vb),Folik asit (badem, brokoli, avokado, Brüksel lahanası, lahana vb), Glutation (papaya, avokado, lahana, brüksel lahanası, karnabahar, hardal, su teresi, brokoli, şalgam, kırmızı pancar) içeren besinlere yönelmelidir.
Ağır tatlılar, doymuş yağ içen kadayıf, baklava vb tüketmemeye, bunların yerine hafif sütlü tatlıları tüketmeye özen gösterilmelidir.Güne yayarak günde 2 litre su tüketilmelidir.
Sindirim Sisteminizi Zorlamayın
Ani mide gerginliğinin tansiyon yükselmesine neden olmaması, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına fırsat vermek için günde en az 3 ana öğün, 2 ara öğün beslenmeye, öğünlerdeki besinlerin çok yüklü ve çok karışık olmamasına, çok geç saatlerde yememeye özellikle dikkat edilmelidir.
Etlerin, özellikle kurban etinin sindirim süresi uzundur. Bu nedenle kurban eti veya diğer et grupları öğünlerde miktar olarak az tüketilmeli özellikle etin fazla miktarlarda akşam geç saatlerde yenmemesi gerekmektedir. Etteki besin ögelerini korumak ve kanserojen madde oluşumunu engellemek için etlerin az suyla haşlama olarak pişirilerek tüketilmesi daha uygundur.
Az pişmiş veya ızgara yapılırken içi çiğ kalmış etlerde ve özellikle sakatatlarda bir çok mikroorganizma ve parazitler bulunabilir.Özellikle hamilelerin tam pişmemiş kırmızı et; anne, bebek sağlığında sorun yaratabilir.
Kavurma yapılırken çok fazla kuyruk yağı, tereyağı, margarin kullanılmamalı, kurban eti mümkünse en az bir gün tercihen 3 gün bekletilmeli , sonra pişirilmeli. Bu yöntem mikroorganizma ve parazitlerin barsaklarımızı bozmasını, buna bağlı ishalleri önler ve etin sindirimini kolaylaştırır.
Uzm. Dyt. Canan Uysal
www.sagliginsesi.com
17 Aralık 2007
İstanbul
DİYETİSYENDEN BAYRAMDA SAĞLIKLI BESLENMENİN İP UÇLARI;
www.sagliginsesi.com 18. Eylül. 2009
"....Ramazan ayında uzun süren açlık nedeniyle vücut kendini dengelemek adına düşürdüğü metabolizma hızıyla bayram beslenmesine geçmesi hızla kilo almaya, şeker düzensizliklerine, tansiyon yükselmesine, kan yağlarında düzensizliklere ve kanın kalınlaşmasına neden olabiliyor....;
Ramazan Ayı'nda bir ay boyunca yaklaşık 12 saat aç kalarak oruç tutanlar bir çok fizyolojik, psikolojik, sosyal ve manevi değişiklikleri de beraberinde yaşadılar. Ramazan ayında oruç tutarak vücudun hem fiziksel, hem de zihinsel gücü ile organların güçlendirilmesine çalışılır ve zihinsel ve ruhsal iyiliklere ulaşılması için kişiler kendini denetleme, farkına varma, yenilenme, kendini eğitim için bir aylık güçlü irade gerektiren bir yoldan geçerler.
Ramazan ayı diyetisyen gözüyle bakıldığında yeme-içme, sigara, alkol, aktivite, uyku alışkanlıkları gibi yaşam şekillerinde değişiklik durumunda kalınan bir aydır. Bu kutsal ayı takip eden Ramazan Bayramı ve sonraki haftalar esnasında, bireylerde, bu eski alışkanlıklara dönme durumu yaşanır.
Bu aydan sonra bu ayda kazanılan olumlu alışkanlıkların, hem sağlık, hem de bazı disiplinler üzerindeki olumlu etkilerinin uzun aylar yaşatılması gerekmektedir.
Bilimsel Çalışmalar Oruç İçin Neler Söylüyor?
Orucun insan biyokimyası üzerindeki etkilerini görmek isteyen bilim adamları yaptıkları bir çok bilimsel çalışmada Ramazan öncesi ve hemen bitiminde veya ramazan sonrası bir ile birkaç hafta sonrası yaptıkları araştırmalarda aşağıdaki gibi bazı ortak sonuçları gözlemişlerdir;
-Kan şekeri ve HbA1c özellikle diyabetlilerde düşüyor. Bazı çalışmalarda kan şekeri yükselmesinin yanlış beslenmeye bağlı olduğu düşünülüyor.
-HDL-Kolesterol artıyor,
-Total-Kolesterol ve LDL -Kolesterol düşüyor. Kandaki kötü yağları yüksek olan kişiler düşük yağlı, düşük kalorili ve hareketli bir Ramazan Ayı geçirirlerse bu değerlerde azalma görülüyor. 1800 Kcal / gün ve % 30 yağ içeriği bu değerleri sağlıyor.
-Total Kolesterol ve Trigliserid(TG) yükseliyor. TG'in özellikle sahur yapmadan geceden tok yatarak oruç tutanlarda, uzun süreli açlığın lipolitik etkisi ile arttığı sanılıyor. Ramazandan sonraki tatlı ve karbohidrat yüklü beslenme ve hareketsizlik nedeniyle de TG yükselebiliyor.
-Kan basıncı ve nabız sayısı düşüyor.
-Atorejenik indeks oranı düşüyor.
-Bel çevresi ölçüsü azalıyor. Karın yağlarındaki erime, daha fazla yürüyenlerde ve beslenmesine dikkat edenlerde gözleniyor.
-Kreatinin, üre, ürik asit bazen artıyor. Bu dehidratasyona ve metabolik adaptasyona bağlanmış ve anlamlı bulunmamış .
-Diyabetli ve sağlıklı kişiler karşılaştırıldığında renal fonksiyonlarında farklılık gözlenmemiş.
-Troit hormonu ramazanda azalmış, sonra normale dönmüş
- Metabolizma hızı normale göre % 22 azalmış.
-Sıvı tüketimi azalmış. Tüketilen sıvının yaklaşık 1/3'ü su, 1/3'ü çay ve sonra azalan oranlarda sırayla süt ve diğer sıvılar gelmiş.
-Tüketilen CHO, posa, kalsiyum, süt tüketimi artmış, protein azalmış, yağ anlamlı oranda yükselmiş. Eskiye oranla 200 kalori fazla tüketilmiş.
-Karaciğer enzimleri değişmemiş.
-Ramazandan 3 hafta sonra bakıldığında homosistein, CRP ve TC / HDL oranı azalmış.
Ramazan sonrası sağlığımızı iyileştirmeye devam etmek ve
oruç sonrası normal beslenmeye geçiş için ip uçları:
Ramazan ayından sonra oruç tutan kişiler ya aç kalmaya ve az yemeye devam etmekte ya da besinlerden uzak kalmanın acısını çok aşırı beslenerek çıkarmaktadırlar.
Her ikisi de sağlık açısından sorun yaratmaktadır. Beslenme düzeninin ve öğün sayısının eskiye dönmesiyle metabolizma kendini yeniden bu düzene ayarlamaya çabalamaktadır. Oruç sayesinde kazandığımız besinsel irademizi bayramda da devam ettirmeli, düzenli yeme alışkanlıklarına yavaş geçiş yapılmalıdır.
Öğünler günde 5-6 küçük öğün olarak ayarlanmalı, özellikle kahvaltı öğünü atlanmamalı, öğünler hafif olmalıdır.
Her öğünde dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler olmalı, yavaş yenmeli, iyi çiğnemeli, evde yapılan sağlıklı sebze yemekleri, meyveler ve tam tahıllı ürünler tercih edilmeli, aşırı yağlı, kızartma, yağlı besinler ve aşırı tatlıdan uzak durulmalıdır. Günde 5-9 porsiyon sebze ve meyve tüketmek, süt miktarını artırmak, yağı az tüketmek önemlidir. Bunları yaparak hem doğru beslenmiş olunur, hem de aşırı ve ağır yemenin getirdiği dolgunluk, kusma, bulantı, ishal, kabızlık, gaz, reflü, mide-barsak sıkıntılarından da uzak kalınır.
Bayramın ilk gününde kolay sindirilir, karbohidrattan zengin(glisemik yükü düşük öğünler önerilir), az miktar protein içeren bir öğün almak işe yarar, daha fazla yeme isteğini azaltır.
Özellikle ilk günler sindirim bozukluklarına katkıda bulunmaması için gazlı içeceklerden uzak durulmalı, gaz yapan ve iyi sindirilemeyen yağlı etler, yumurta, lahana, mercimek, süt gibi gıdalara yavaş geçiş yapılmalıdır.
Ayrıca yemekle birlikte aşırı su ve meyve suyu içmek de sindirim özsularının seyreltilmesine neden olup sindirim sorunu yaşatır. Reflü, mide ekşimesi, kalp bölgesinde ağrıya ve boğazda yanmaya neden olur.
Gazlı içecekler ve asitli içecekler reflüyü şiddetlendirir. Ramazan sonrası beslenmeye geçişte ve bayramının ilk günlerinde barsak sorunu (ülseratif kolit, ince barsak sendromu vb) yaşayan hasta sayısı artıyor, diyabetli hastaların şekerleri yükseliyor, tansiyonlar yükseliyor.
Bu kuralların yanında eğer çok isteniyorsa her öğünde tek bir sakıncalı besin tüketilebilir. Diyabet, kalp-damar, tansiyon hastaları, karaciğer ve böbrek sorunu ve diğer beslenmeyle ilişkili kronik hastalıkları olanlar bayramı fırsat bilip kendilerine önerilen diyet kurallarının dışına çıkmamalıdırlar. Özellikle PKU hastaları, nikel allerjisi olan çocuklar çikolata ve diğer bazı besinlerden uzak durmalıdır.
Şeker, tatlılar, şekerlemeler, lokum ve bayramların vazgeçilmezi çikolata
Sofra şekeri diye adlandırılan bildiğimiz toz veya kesme şeker doğada hazır halde bulunmayan, bazı bitkilerden rafine edilmiş, insan metabolizmasını yoran, yüksek kalorili ve besin değeri olmayan zararlı bir besin olup şişmanlık, diyabet, damar sertlikleri, hazımsızlık, bulantı, aşırı tüketimden sonra ani şeker düşmeleri, barsak sorunları, tansiyon yüksekliği, artmış enflamasyon, romatizma gibi bir çok hastalığın ve yanlış yeme davranışlarının başlangıcı ve devamı için başlıca risk faktörüdür.
Bu nedenlerle; geleneksel olarak dini bayramlarda sık tüketilen, ikram edilen ve hediye götürülen tatlılara dikkatle yanaşılmalıdır.
Evde tatlı bulundurmamalı, hediye gelenleri ihtiyacı olduğu düşünülen kişilere vermeli. Evde bir baklava veya kadayıfa hele ki kaymak ilaveliyse veya yağlı bir böreğe el gitmeden 50'ye kadar sayıp, ardından derin bir nefes alarak, sonra 1 bardak su içip, ardından tekrar o zararlı besine bakarak "bunu yemek istiyor muyum?" diye kendine sormalı.
Misafir için evde sağlıklı alternatifler yaratmalı; siyah madlen çikolata ve meyve veya az sıvı yağlı tepsi böreği ve taze sıkılmış meyve suyu veya az şekerli kakaolu drajeler ve süt veya meyve ya da kuru meyve tabağı ile kuruyemiş ile bitki çayları kombinasyonları denenebilir.
Özellikle diyabetli hastalar tatlı ikramları karşısında daha dikkatli durmalı, insülin kullanan diyabetikler de daha fazla tatlı ve karbohidrat yiyebilmek için insülin dozlarını artırmamalıdırlar.
Tatlı, çikolata, lokum, şeker yerken aşırıya kaçılmadan ikramın tadına bakılabilir veya çok az tüketilebilir.
Ziyarete giderken gidilecek evde yaşayanların özelliklerine göre sağlıklı üretilmiş diyabetik baklava(sıvı yağlı ve doğal tatlandırıcılı hatta omega 3 katkılı vb. çeşitleri piyasada bulunmaktadır) ve diyet tatlılardan(helva vb), kuru meyve sepetlerinden ya da bir miktar diyet dondurma alınabilir.
Siyah(madlen) çikolata da az yağ içermesi ve antioksidan özelliği olduğu için küçük bir kutu alınabilir. Çikolata tüketimi özellikle siyah olmak kaydıyla 30-40 gramdan fazla yenmemelidir.
Çikolata, şeker ve lokum vb. tatlılar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan üretim izni taşımalı, üzerinde etiketi olmalı, son kullanma tarihi geçmemiş olmalıdır. Ucuz ve kapalı pakette çikolata alınmamalı, görerek ve tadarak almalıdır. Bu nedenlerle sağlıklı çikolata ve şekerlemeler için tanınmış firmalardan, ucuz olmayan kaliteli ürünler satın alınmalıdır.
Her zaman yağlı ve çok şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ve meyveler tercih edilmelidir.
Kakao ürünleri ve çikolatalarda kurşun kirliliği sağlığa gizli bir tehdit olabilir. Bu kakao veya çikolata üretim hatalarından oluşabilir. O nedenle zayıf ve sağlıklı olunsa bile tüketilecek miktarların ılımlı olması bu gibi risklerin önüne geçecektir.Ayrıca çikolatalardaki kafein miktarı da göz önünde bulundurulmalıdır.
Su Ve Sıvı Tüketimi
Sıvı alımı oruçtan sonra da çok önemlidir. Özellikle bayram esnasında bedeni besinle yüklerken, sıvı içeriği yüksek, kalorisi düşük besinler alınmalıdır. İnsanlar Ramazan sonrasında Ramazan’a oranla daha az su/sıvı tüketme eğilimindedirler.
Günde ortalama 1.5- 2 litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla Ramazan Ayı’nda azalmış olan süt/ayran tüketimini artırmalı, öğünlere şekersiz komposto, sebze çorbaları ilave edilerek sıvı alımını artırmak gerekmektedir. Özellikle alınan sıvının çoğunun sudan gelmesi daha sağlıklıdır.
Özellikle tansiyonu yüksek olanlar kola, kahve çay gibi kafeinli içecek miktarını 2 fincan ile sınırlandırmalı, bir çok kişi böylece kafeinin yarattığı uykusuzluk, huzursuzluk ve kalp ritim bozukluğunu önleyebilirler. Kafein ve şeker hiperaktif çocuklar için de önerilmeyen bir maddedir. Çay olarak rezene,nane, kekik, adaçayı gibi bitki çayları tercih edilmelidir.
Alkol ve sigara alışkanlığı olanlar oruç tutarken sigara ve alkolden uzak durdular. Bundan sonra eskiye hızlı dönüş yapmamaları daha faydalı olacaktır. Eğer alkole devam edeceklerse alkol derecesi daha düşük içeceklerden azar azar ve tok karnına ve su ile beraber içmelerini önerilir. Sigaradan her zaman uzak durulması ise yaşamın her döneminde sağlık için şarttır.
Çocuklar Ve Bayram Tatlıları
Bayram çocuklar için çok şey ifade eder. Onlar için bayram yeni giysiler, ufak hediyeler, verilen ufak bir harçlık, ikram edilen bir kaç şeker ve çikolatadır.
Bayramda çocukların keyiflerini kaçırmayacak ölçüde onlara bazı konularda sınır getirilmelidir.
Çocuklar da aynı yetişkinler gibi şekerden uzak durmalıdırlar. Gelişimlerine ve bedenlerine faydası olmayan, sadece enerji içeren şekerler, hele ki ucuz ve suni boyalı şekerler ve kalitesiz çikolatalar onların sağlığını tehdit eder.
Çocuklara gezmeye çıkılmadan önce sağlıklı bir öğün yaptırmalı, bu öğünde her çeşit besin ögesi olmalıdır. Böylece ziyaretlere aç gitmemiş olur ve verilen ikramlara daha az ilgi gösterirler.
Çocuklar şeker ve çikolatayı sağlıkları için az tüketmeleri gerektiği konusunda eğitilmelidirler. Özellikle şekerli meşrubatlar, hazır meyve suları çocuklar için uygun değildir. Onlara fazla olmamak kaydıyla bir bardak taze sıkılmış meyve suyu, meyve tabağı, çok az dondurma ve çikolata, veya çikolalatlı kek, kakaolu pudig , bir iki şeker, kepekli ekmekle yapılmış minik sandviçler, süt, ayran, sıcak çikolata verebilirsiniz.
Aşırıya kaçmamak koşuluyla sağlıklı tatlı ürünlerden tüketmelerinin mahsuru olmayacaktır. Fazla miktarda tatlı tüketmeye alışan çocuklarda bu besinler bağımlılık yaratabilir ve gittikçe şişmanlayan Türk çocuklarına yüzlercesi eklenebilir.
Siyah çikolata her ne kadar daha sağlıklı ise de kafein miktarı fazla olduğu için çocuklar sütlü çikolataları yerseler daha iyi olacaktır.
Tatlılar, şeker, çikolata ve abur cubur besinlerin(cips, gofret, tuzlu krakerler vb) tüketiminden sonra asit ve bakteri oluşumu artacağından, diş çürükleri oluşma riski çok fazladır. Çocuklar ve yetişkinler tatlıların üzerine ağız suyla çalkalanmalı veya bir bardak su veya süt içilmeli veya 1 elma tüketilmelidir. Ancak bir süre sonra dişler iyice ama diş minelerine zarar vermeden fırçalanmalıdır.
Şekerden hemen sonra dişleri fırçalamak şekerden dolayı yumuşamış diş minesine zarar verebilir. Şekersiz ve özellikle ksilitol içeren sakızların çiğnenmesi de iyi olacak, diş aralarında kalmış olan şeker ve diğer kalıntıları toplayacaktır.
Ağırlık Yönetimi Ve Eegzersiz
Bayram dönemlerinde ve tatillerde birkaç kilo ağırlık artışı gözlenir. Bayram tatillerinde kurulan ziyafet sofraları, tatil otellerindeki açık büfelerin zenginliği ve gösterişli ikramlar bireyleri bu yemekleri tatmaya yönlendirir.
Ramazan ayında uzun süren açlık nedeniyle vücut kendini dengelemek adına düşürdüğü metabolizma hızıyla bayram beslenmesine geçmesi hızla kilo almaya, şeker düzensizliklerine, tansiyon yükselmesine, kan yağlarında düzensizliklere ve kanın kalınlaşmasına vb neden olabilir.
Eğer bu ay kilo alınmışsa, vücuda verdiği zararlı etkilerinin azaltılması için bu kiloların yavaş verilmesi ve egzersizin aksatılmaması gereklidir.
Kilo alınmamış olsa bile Ramazan Bayramı ve sonrası günlük aktivite düzeyi gün içine yayarak artırılmalı, gün aşırı 30-45 dk yürümeli. Bu hareketler hem kan lipidlerini düzenleyecek, hem şeker metabolizmasını, hem de tansiyonu dengeleyecektir. Fiziksel aktiviteler barsakların düzgün çalışmasını sağlar ve psikolojiye iyi gelirler.
Sonuç olarak sağlıklı oruç tutmak ve bundan sonraki aylarda da orucun sağlığa kazandırdığı faydaları korumak, sağlığı iyileştirmek için dini ve sağlıkla ilgili kaidelere mutlaka uyulmalı. Bu konuda her zaman bir doktor ve diyetisyenden destek almak için çaba gösterilmelidir.
Mutlu ve sağlıklı bayramlar dilerim.
Yazan:Uzm. Dyt. Canan UYSAL
Çocuk-Ergen-Genç-Yetişkin Diyetisyeni
Türkiye Diyetisyenler Derneği İstanbul Şubesi Genel Sekreteri
Üreme Sağlığı, Doğurgalık ve Beslenme
Zaman Gazetesi,Eylül 2008
Beslenme şeklinin genel sağlığımızdaki öneminin yanında, doğurganlığı da etkilediği belirlenmiştir. Beslenme ve yaşam tarzı önerileriyle üreme sağlığının korunması, iyileştirilmesi ve doğurganlığın artırılması, hem kolay, hem güvenilir, hem de ucuz bir yöntemdir..Doğurganlık, vücut ağırlığı ve besin alımıyla birlikte bir çok faktörün de etkisiyle, en iyi sonucu alacak şekilde çok titiz olarak gelişir. Burada önemli olan kişiye özel yaklaşım ve değerlendirmelerdir. Beslenme danışmanlığı bu bakımdan çok önemlidir. Diyetisyen gebe kalma ve başarılı sonuç için uygun yaşam alışkanlıklarını geliştirir.. Bu nedenle gebe kalmaya niyetlendikten sonra alınacak beslenme danışmanlığı, doğurganlığı artıracağı gibi, anne ve bebeğin her dönemde sağlığını koruyacaktır.
Doğurganlık için ağırlık yönetimi şart
Ağırlık fazlalığı ve obezite kadınlarda hormon dengesini bozarak, adet düzeninin bozulmasına, yumurtlamanın engellenmesine, hatta kısırlık tedavisinin başarısının azalmasına neden olmaktadır. Doğurgan olmayan kadınların yarısında fazla kiloluluk bulunmaktadır. Bunun yanında ılımlı kilo kaybının (4-11kg) yumurtlamayı ve gebelik oranını arttırdığı saptanmıştır. PCOS(polikistik over hastalğı) olan kadınlarda da, beslenme değişiklikleri ve ılımlı kilo kaybı gebelik şansını artırmaktadır. Fazla kilolu her üç erkekten birinde ise, testisler ve sperm üretimi olumsuz etkilendiğinden kısırlık gözlenebilmektedir.
Ağırlık azlığı(zayıflık), enerji kısıtlaması, fazla kilo kaybı ve vücuttaki yağ miktarı azlığı, doğurganlık açısından hem erkek hem kadın için olumsuz etki yapar. Erkeklerde kalori eksikliği ve kilo kaybı sex gücünü, sperm hareketlerini,sperm fonksiyonlarını ve spermlerin yaşam süresini azaltır. Kadınlarda yumurtlama ve rahim iç tabakası gelişmez, döllenen yumurta rahme tutunamaz. Vücut ağırlığı normalden az olan kadınlara önce kilo almaları ve kısırlık tedavisine normal vücut ağırlığına eriştikten sonra başlamaları önerilir. Çünkü, tedavi için uygulanan hormon terapileri, kilo alınana kadar çok başarılı olmayabilir. Normal vücut ağırlığına erişen kadınların bir çoğu hiçbir tedavi görmeden gebe kalabilir. Doğurganllığı olmayan kadınların dörte biri zayıftır. Bu oran diyet yapan erkeklerde %17.4 dür. Zayıf erkeklerde sperm sayısı normal kilodakilere oranla %36 düşük bulunmuş. fazal kilolularda ise bu oran %25 düşük bulunmuş.Normal ağırlığı sağlamayla birlikte, doğurganlık 4 ay ile 1 yıl içinde tekrar güçlenmektedir. Doğurganlığı az olan her 10 kadından 8'inin şiddetli kilo verdiği, 10 kadından 5' inin şarlatan diyetleri uyguladıkları gözlenmiş.
Doğurganlığı ve gebe kalmayı artıran özel bir beslenme şekli var mıdır?
Bu konuda hem erkek için benzer beslenme kuralları bulunmaktadır.
-Sağlıklı,yeterli ve dengeli beslenme, besin ögelerinin(karbonhidratlar, protein, yağ) de yeterli ve dengeli olması, hem uygun ağırlığı koruyacak hem de doğurganlık için gereken tüm besinleri, vitamin ve mineralleri sağlayacaktır.
-Protein:Normal protein alımı şarttır. Düşük proteinli ve düşük yağlı diyetler sperm sağlığını bozar, kadında doğurganlığı azaltır. Kırmızı et tüketimi hem protein hem demir içeriği açısından haftada 2-3 kere tüketilmelidir.
-Yağ: Düşük yağlı beslenme sperm sağlığını bozar ve kadında da doğurganlığı azaltır. Sağlıklı yağ seçimi önemlidir. Trans yağlardan(margarin,hayvansal yağlar,kızartmalar, hazır besinler vb) uzaklaşmalıdır. Diyet daha çok zeytinyağı, fındıkyağı içermelidir.
-Karbohidratlar: beyaz şeker, beyaz pirinç, tatlılar gibi basit şekerlerden uzak durmalıdır.. Diyabet tarzı bir beslenme uygulanmalıdır. Karbohidratların öğünlere dağılımı ve tüketilen miktarları çok önemlidir.
-antioksidantlardan zengin bol sebze ve meyve tüketilmesi yumurta sağlığı ve spermin oluşumu ve hareketliliğin artması için gereklidir. E vitami ve selenyum için de tam tahıl ürünleri, kuruyemişlerden tüketmek uygundur. Kuvvetli bir antioksidant olan yeşil çaydan günde 1-2 bardak içebilirisniz.
-Omega-3 , rahim içi yapışkanlıkları azaltır, sprem sağlığı için de iyidir. Günde 300-500 mg' ı gebelik öncesi güvenlidir. Haftada 2 kere 150 gram balık omega3 sağlayacaktır. balıın fazlası da aiçerdiği ağır metallerden dolayı istenmez.
-Folik asit(kuşkonmaz, portakal, baklagiller, koyu yeşil yapraklılar),çinko( etler, baklagiller) önemlidir.
-Kalsiyum kaynağı olarak orta yağlı süt ve süt ürünleri edilmeli ve günde 3-4 porsiyon tüketilmeldir. Tam yağsız süt ve ürünleri sakıncalı. Orta yağlı lanlarını tercih edin.
-Tuzu azaltın
-Mikrodalga fırın kullanmayın.
-Posa tüketiminin aşırısından kaçının.
-Soya ürünlerinin fazlasından kaçının
-A vitamini,,karotenin fazlasından kaçının.
-Allerji yapan besinlerden kaçının
-Tedavi edici bikiler ve otlardan uzak durun.
-Besin desteği kullanmayın.(mutlaka doktorunuza danışın)
Kafein Tüketimi ve Doğurganlık
Kafein; kahve, çay, yeşil çay, kolalı içecekler, çikolata, kakao'da bulunur..Günde 4 kupa kahve (500gm den fazla kafein) içen kadınlarda doğurganlık azalmıştır. Günde 300 mg kafeinden fazlasını tüketmeyi önermiyoruz. Bu da maksimum 2 kahve veya 5 çaya eşdeğerdir..Sigara içen kadınlarda kafeinin olumsuz etkisi daha fazladır. Kafein, östrojen hormonunun biyoyararlılığını da azaltır. Kafeinsiz kahve de düşüklere neden olabileceğinden önerilmez..Bazı çalışmalar bazı çeşit kahve ve siyah çayda bulunan tannic asidin doğurganlığı azalttığını göstermişir..
Alkol Tüketimi ve Doğurganlık
Kadında orta düzeyde alkol içimi dahi gebelik şansını azaltır. Alkol; adet düzensizlikleri, düşük riskinde artış, yumurtanın döllenme şansında azalma ve ölü doğumlara neden olabilir. Erkeklerdealkol kullanımıyla, sperm üretimi bozulur, total sperm sayısını azalır, sperm yapısı bozulur, hareketliliği azalır. Akol testislere toksin etkisi yapar ve testislerde ufalmaya, olgunlaşma bozukluğuna neden olabilir. Ayrıca alkol testosteron (erkeklik hormonu) sentezini azaltarak iktidarsızlığa neden olur.
Haftada 1-5 kadeh alkol alan kadınlarda gebelik şansı %39 azalmış, haftada 10 kadehten fazlasını içenlerde bu değer %66' ya çıkmış
Hem anne hem de baba adayının gebelik elde edilmesi planlanan dönemden birkaç ay önce alkol almamaları gerekir.alkol alımını bebek öncesi son 3 ay bırakın..
Sigara ve Doğurganlık
Kadında sigara içimi; %25-50 Gebelik şansını azaltır.
Ayrıca, adet bozukluklarına, düşük östrojen üretimine, yumurtanın kalitesnin bozulmasına, tüp bebek başarı oranının düşmesine, döl yatağı anormalliklerine, döllenme oranlarının azalmasına, bağışıklık sisteminin bozulmasına, düşük ağırlıklı bebeğe, ani düşüklere ve ani bebek ölümlerine neden olur.
Sigara içen kadınlarda dış gebelik daha sık görülür
Sigara içen erkeklerde de verimlilik azalır, sperm sayısı (% 17)düşer , hareketliliği azalır, yapısı bozulur, dölleyebilme yeteneği azalır düşük meni hacmine neden olur. Kromozomal bozukluğa neden olarak düşük olasılığını arttırır. Ereksiyon problemlerine yol açabilir.
İyi haber ise; sigara içimi kesildiğinde ortalama 16 haftada gebelik şansı hızla artar, üreme sağlığı da hızla düzelir.
Egzersiz ve Üreme sağlığı
Aşırı egzersiz doğurganlığı azaltıyor..Bu nedenle orta düzeyde aktivitelerde bulunmak, yürümek, yüzmek, bisiklete binmek, aerobik yapmak, yoga yapmak, hem daha iyi yağ yakmı, hem stres önlemede, hem de hormonların dengede çalışması için önerilir.
Vücut geliştirici ilaçların kullanılması yasaktır. Bu kadınlarda adet ve yumurtlama düzenini bozar, erkeklerde testislerin küçülmesine, sperm sayısının azalmasına yol açar.
Konuyla ilgli yapılan bilimsel çalışmalar;
doğurganlığı olmayan kadınların;
% 26'sı vegeteryan
%41'i düşük yağlı ve düşük kolesterollü beslenen
%31'i kahvaltıyı atlayan
%27'si yağsız beslennen
%24'ü kırmızı et yemeyen
%12'si süt ve ürünlerinden uzak duran.
%81' i besin desteği alan
%24 'si besin allerjisi olanlar olduğu saptanmış.
Uz. Dyt. Canan Uysal
Sağlıklı bir uçuş için beslenme
18.04.2008
Yüzlerce insan her gün bir yerden bir yere, kimisi kısa 1 saat gibi, kimileri de denizaşırı ülkelere gün boyu uçak seyahati yaparlar. Bu uçuşlar uçus mesafesine ve kişinin fiziki özelliklerine göre değişen sıklıklarda susuzluğa, halsizliğe, mide-barsak problemlerine, psikolojik sorunlara ve en önemlisi damarda pıhtı oluşması gibi çok ciddi sıkıntılara yol açabilir. WHO' ya göre uluslararası seyahat edenlerin % 50'sinde mide sorunları oluşmuş ve uçarken diyetlerine dikkat etmek gerekliliği doğmuştur. Lancet adlı yayında, uçak yolcuları üzerinde yapılan bir değerlendirmede, 3 yıl içinde gözlenen 61 ani ölümün,%18 ine bacaklarda pıhtı oluşmasının neden olduğu saptanmıştır. Bu nedenle, uçuş öncesi, esnası ve sonrası bazı pratik ama işe yarayan beslenme ve hareket kurallarına uymak gerekliliği vardır.
Sağlıklı Bir Uçuş İçin;
Uçuş öncesi bir kaç gün iyi dinlenin ve sağlıklı beslenerek bağışıklık sisteminizi uçuştan önce kuvvetlendirin, bol bol hareket edin, vücudunuzu susuz bırakmayın. En ideali proteinden zengin bir kahvaltı ve öğle yemeği ve ikindi ve karbonhidratlardan -mesela spagetti, sandviç vb -zengin bir akşam yemeği tüketmektir. Azar azar sık sık ve total kalorinin düşük tutulduğu bir diyet özellikle uzun uçuşlar için en sağlıklısıdır. Bu diyet tarzına 3-4 gün önceden geçilmesi yine uzun uçuşlar için faydalıdır.
Uçuş öncesi bir şeyler yemeye zamanınız olmayabilir ya da eğer havaalanında yemeyi düşündüyseniz sağlıklı besin aramaya zamanınız olmayabilir, bu nedenle sabah saatlerinde size gün boyu enerji verecek güzel bir kahvaltı yapın ya da evden yanınıza kalp ve sağlık dostu bir kahvaltı( yağsız süt veya yoğurtla birlikte kepekli gevrekler, meyve alabilir ya da tam tahıllı bir ekmekten yapılmış az yağlı peynirden oluşan bir sandviç) alabilirisniz. Bu kahvaltı enerjinizi uzun süre yüksek tutacaktır. Havaalanında uçuş saatinizi beklerken zamanınız varsa taze meyve, sebze çorbası, fırında tavuk, salata gibi hafif bir menü veya yine bol peynirli sandviç ve meyve ya da bir iki dilim pizza ile portakal suyu tüketebilirisniz. Uçuş öncesi diyetinizin tahıllardan ve sebze meyveden zengin olmasına dikkat etmek gerekir. Havaalanında beklerken şekerli içecekler, kekler, kuruyemişler gibi can sıkıntısını giderici kalorili, çok tuzlu, yağlı besinlerdenden uzak durun. Bazı havaalanlarında taze meyve, yağsız yoğurt bulabilir ve bunları uçakta tüketmek üzere satın alabilirsiniz.
Uçaktaki besin hizmetiniz , özellikle ana mönünüz için, 48 saat önceden uçak şirketinizi arayıp hafif bir menü seçeneği belirtebilirsiniz. Bunun yanında size servis edilen her mönüyü tamamını ya da hepsini tüketmek zorunda değilsiniz. Acıktığınızda, yolculuk stresi yaşadığınızda veya sıkıldığınızda sağlıklı ara öğünler tüketmeye çalışın. Uçakta size servis edilen besin seçenekleri arasından sağlklı seçimler yapabilirsiniz. Bir şişe gazlı şekerli içecek, tuzlu bisküviler, çikolata veya gofretler, kekler hem çok yağ hem de kalori içerir. Bu fazla kaloriye ihtiyacınız yoktur. Uçakta satın alma durumunuz varsa sağlıklı besinler seçin. Eğer yanınızda su yoksa meyve suyu veya su var mı diye sorun.... Acıktığınız zaman en iyi seçenekler yoğurt, meyve ve tam tahıllı gevrekler veya bisküvilerdir. Bir şişe su büyük bir kremalı kahveden veya şekerli içecekten daha iyi bir seçenektir.
Su, Alkol ve Kafein
Havaalanlarının ve uçağın içindeki havalandırma ve klima sistemleri nedeniyle uçak yolculuğu vüdunuzu susuz bırakabilir, bunun sonucunda baş ağrısı, burun kanalları, ağız ve boğazınızda kuruluk hissi oluşabilir, damar dolaşımı bozulabilir. Yanınızda su taşımayı ihmal etmeyin, her saat başı 1 su bardağı su, az kalorili şekersiz meyve suyu, limonata, limonlu su gibi içeceklerin içilmesi gerekmektedir. Ayrıca alternatif olarak bir öğün yerine geçen, suyla hazırlanan poşet gıdalar(meal replacement), sağlıklı ve az tuzlu, kalorisi azaltılmış diyet çorbalar içilebilir. Soğuk içeceklerden uzak durmak gerekir. Kola, çay, kahve gibi kafeinli içecekler ve alkollü içecekler vücuttan suyu azalttıkları için uçuş öncesi ve esnasında tüketilmemelidirler. Su ise istenildiği kadar içilebilir. Uçuş öncesi günlerde çok fazla idrar sökücü ve bitki çayları içmişseniz bedeninizi susuz kalacağından daha fazla su içmeye özen gösterin ve bu içecekleri tüketmeyi bir kaç gün önceden bırakın. Doktorunuzun verdiği ilaç ve besin desteklerinizi yine doktorunuza sorarak kullanınız.
Bir de uçuş esnasında kabin basıncı ve hareketsiz oturma gibi nedenlerle kan dolaşımı yavaşladığı için bazı kişilerde ödem, ağırlık artışı olabilir. Bu durumda yine su içilmeye devam edilmelidir. Çok su içilmesinin buna neden olacağı yanlıştır. Ödemi önlemek için aşırı tuz kullanımı, tuzlu besinler ve aşırı besin tüketimi azaltılmalı, su tüketimi saat başı 1 su bardağı olmak üzere ayarlanmalıdır. Su dengesi ve ödem giderici olarak uçuş esnasında ve sonrasında bir kaç kere 50 mg'lık B6 vitamininden bir veya 2 tablet içebilirsiniz. Ayrıca hareketsizlik de ödemi artıracağından uçak içinde yürümeye veya oturduğunuz yerden germe hareketleri yapmaya çalışın. Böylece dolaşımınız düzelecek ve ödemleriniz azalacaktır..
Alkolün uçarken etkisi 2-3 kez daha fazladır. Bir bardak şarap yeryüzünde içtiğiniz 3-3 bardak şaraba eşit etki gösterir.. Ayrıca kan dolaşımını etkileyebilir.. Özellikle kilo sorunu ve kalp-damar hastalıkları olanlar, doktorlarına danışmadan bu içecekleri tüketmemelidirler.
Alkol ve kafeinli içeceklerden bu nedenlerle uçak yolculuğu öncesi ve sırasında kaçınmak faydalıdır. Uçuştan 3-4 gün öncesi saat 15.00 ile 17.00 arası kafeinli içecek tüketimi kesilmeli. Alışkanlık varsa saat 15.00’den önce, özellikle saat 06.00-11.00 arası tüketilmelidir.
Hareketlilik
Seyahatlarda ve özellikle uçuşlardan önce, esnasında ve sonrasında yapabildiğiniz kadar çok hareket etmek şarttır.
Uçana kadar havaalanında 15-20 dk haretket etme avatajınız olacaktır, biraz yürüyerek zaman geçirin.merdiven inin çıkın vb. Border geçiş öncesi oturmak yerine zamanı yürüyerek geçirin. Uzun uçuşlarda bir kaç kere uçağın koridorunda yürüyün. Sürekli aynı tarzda kıpırdamadan oturmayın. Kısa uçuşlarda bir kere yürümeniz ve otururken ayaklarınızı hareket ettirmeniz, parmaklarınızı açıp kapatmanız bile sağlıklı kan dolaşımınız, kas kramplarından korunmanız ve mide-barsak çalışma düzeniniz için yeterli olacaktır.. . Uçağa binerken bedeni sıkmayan rahat seyahat kıyafetleri ve ayakkabılar giyinmeniz sağlıklı kan dolaşımı için gerekir.
Uçak içinde havalandırmanın iyi yapıldığından emin olun, taze havanın size gelmesini sağlamak için hostes yardımı alın. First Class veya Business Class bölümleri bu konuda daha iyidir, tercihinizi buralardan yapabilirisniz.
Uyku verici ilaçlar ve antihistaminikler bedenin doğal hareketlerini azaltır ve bu da yukarıda bahsettiğimiz gibi ani ölümlere neden olabilen kan pıhtısı oluşumuna(ölümcül derin ven trombozuna) neden olabilir. O nedenle bu tabletlerin kullanımını doktorunuza sorarak sınırlayınız.
Uçus Sonrası
Uçuş sonrası da bedenin su ihtiyacı için bol su tüketmeye, sağlıklı besinlerden oluşan öğünler tüketmeye ve hareketli olmaya devam etmelisiniz. Seyahatlerde sağlığı ve kiloyu korumak esas olmalıdır. Yolculuklarda zayıflama diyetlerini bırakın, kilo aldırmayacak besinlerle beslenmeye devam edin. Düşünün; seyahatler iş seyahati bile olsa eğlendirici olmalıdır. O nedenle sağlıklı yaşam tarzını esas alın; evinize sağlıklı ve onlarca muhteşem anıyla dönün, sağlıksız bir beden ve zihin ve fazla kilolarla değil.
Uz. Diyetisyen Canan Uysal
18.04.2008
14.Mayıs. 2008.Çarşamba günü, Uz. Dyt. canan Uysal ile, Nur ONUR'un hazırladığı ve sunduğu "Adım Adım Çocuğum" adlı programda "gebelik öncesi ve gebelik esnasında beslenme" sohbeti yapmıştır.
Bisiklet Egzersizi(sporu) Yapanlar İçin Sağlıklı Beslenme Nasıl Olmalıdır?
"Bugün Gazetesi "için hazırlanmıştır. 08.02.2008
Yaşam tarzı ve egzersiz şekli olarak bir dayanıklılık sporu olan bisiklet kullanmayı seçenler, bu spordan bedenlerine fayda sağlamak ve performanslarını iyileştirmek için bazı beslenme özelliklerine dikkat etmelidirler. Bunlardan en önemlileri bisiklete binme süresinin uzunluğuna bağlı olarak değişen miktarlarda tüketilecek olan karbohidratlı besin tüketimi, su ve sıvı tüketimi öncelikle dikkate alınması gereken özelliklerdir.
1. Karbohidrat Tüketimi
Kısa süreli ya da gün boyu pedal çevrilse de beslenmede karbohidratlar en avantajlı besin ögesidir. Çünkü karbohidrat içeren besinler karaciğer ve kaslarda glikojen adı altında depo edilirler ve enerjinin düştüğü esnalarda bu depolar enerji olarak kullanılır. Egzersiz öncesi 1-4 saat arası karbohidrat tüketmek enerji depolamak için ideal zamandır. Uzun süre pedal çevirenlerde bu miktar kilo başına 1-4 gr karbohidratlı besindir. Bu karbohidrat miktarı 45 dk bisiklete binenler için spor öncesi 1 saat içinde tüketilmek kaydıyla toplam 50 gram civarında tutulabilir. Aynı şekiilde 45 dk.' lık bir egzersiz sonrası 2 saat içinde tekrar 50 gram karbohidratlı besin içeren bir öğün tüketmek gerekmektedir. Uzun süreli bisiklete binenler spor sonrası 2 saatte bir kg' ları başına 1-4 gram karbohidratlı beslenmeye ortalama 24 saat boyunca devam etmelidirler.
Tüketilen karbohidratların kan şekerine yaptığı yükün olumsuzlukları göz önüne alınarak insulin ve şekeri hızla yükselten saflaştırılmış olan şeker, beyaz un, reçel, bal vb gıdaların tüketimi yerine tam tahıllı ekmekler, makarna, kurubaklagiller, sebzeler, meyveler gibi düşük glisemik indeksli besinleri daha bol tüketilmeldiir. Bunun yanında bu besinlerde de aşırı tüketime kaçılmamalıdır. Düşük glisemik indeksli besinlerin önerilen ölçüde tüketilmesi sporcularda hipoglisemi dediğimiz ani şeker düşmelerini de önleyecektir.
Tüm aktivitelerde olduğu gibi sağlıklı beslenme önerileriyle bisiklete binenlerde boşalan kas depolarının yerine getirilmesi gerekmektedir.
50 gram karbohidrat içeren besinler aşağıda verilmiştir.bunun yanında az yağlı proteinli peynir,yoğurt,sebze veya et grubu besinler de önerilen miktarlarda tüketilecektir.
2 orta dilim ekmek+1 porsiyon meyve
1 su bardağı taze meyve suyu+1dilim ekmek
2 porsiyon meyve+1dilim ekmek
6 kaşık kurubaklagil yemeği+4 kaşık makarna,bulgur pilavı
2- Su ve Sıvı Tüketimi
Bisikletçiler uzun süre bisiklet kullandıklarında vücut ısıları yükselir, vücut sıvıları azalır ve bedenlerinde ürik asit birikebilir. O nedenle gut gibi rahatsızlıkları önlemek, kalp ve kas sağlığını korumak için özellikle uzun süreli egzersizlerde kaybedilen sıvının yerine konması çok önemlidir. Uzun bisiklet turlarından önce 2 su bardağı(500 ml) su içmek bedeni su kaybından korur. Daha sonra ise her 15-30 dk'da bir 1 çay bardağı kadar su ve sıvı içecek tüketilmesi önerilir.
Bisiklet üzerinde saatlerini geçirenlere sporcu içecekleri önerilebilir. Bu içecekler ter ile kaybedilen elektrolitleri ve sıvıyı yerine koyarken içerdiği karbohidratlarla da kaslara enerji verirler. Burada önemli olan mide boş iken çok fazla miktarda bu içeceklerden içilmemesi gerektiğidir
3- Diğer Öneriler;
Son yıllarda yapılan çalışmalar spor öncesi kafeinli bir içeceğin kaslardaki şeker depolarının daha idareli kullanılmasını sağladığını göstermiştir. Bunun yanında günlük kafeinli içecek miktarını 3 kupa ile sınırlandırmak gerekir.
Hangi spor yapılırsa yapılsın sağlıklı beslenme kurallarına uyulmalıdır.
Sporcularda kansızlığa özellikle dikkat edilmeli ve beslenmeleri bu yönden zenginleştirilmelidir.
Uz. Dyt. Canan Uysal tarafından "Bugün Gazetesi "için hazırlanmıştır. 08.02.2008
26.Mart.2008 Salı
Uz. Dyt. Canan Uysal, CCN TÜRK Televizyonu' nun "Başakkent Akşemseddin İlköğretim Okulu" nda çekilen "Farkındamısınız" Programı'nın "Çocuk Obezitesi" konusunda düzenlediği çekime davet edilmiş ve Muhabir Başak Çubukçu Sulanç'ın bu konudaki sorularını yanıtlamıştır.
KURBAN BAYRAMI ve BESLENME
www.sagliginsesi.com
17. Aralık. 2007
Bayramda Sağlığınızın Bozulmaması İçin...
Kurban Bayramında beslenmek ayrı bir önem taşıyor. Özellikle de yüksek tansiyon, diyabet, karaciğer, böbrek veya sindirim sisteminde rahatsızlığı olanlar ile, 60 yaş üzerindeki insanlar için... Uz. Dyt. Canan Uysal kurban bayramında sağlıklı beslenmenin reçetesini ve kronik hastalığı olanların nasıl besleneceğini SAĞLIĞINSESİ' ne şöyle anlatıyor:
Et ve tatlı ağırlıklı beslenmenin artması nedeniyle Kurban Bayramı'nda özellikle kolesterolü ve trigliseridi yüksek olanlar, tansiyon hastaları ve diyabetliler sağlıkları açısından risk altında bulunuyor .
Ayrıca , günlük protein tüketimlerini kısıtlayıcı diyet alan, karaciğer ve böbrek fonksiyonları bozuk olanlar, gut hastaları, şeker hastaları, sindirim sistemlerinde sorun yaşayanlar, 55-60 yaşın üstündekiler ve hatta sağlıklı olanlar dahil risk grubundaki hastalar gibi bayram günlerinde vücutlarını özel koruma altına almaları gerekiyor.
Ete dayalı yüksek proteinli beslenme ayrıca çeşitli kanser türlerine zemin hazırlamakta, kemikleri zayıflatmakta, eklem iltihabı riskini artırabilmekte, bağışıklık sistemini zayıflatabilmekte, böbrek taşı ve gut gelişebilmekte, normal vücut işleyişi bozulmaktadır.
Kendilerine özel diyet uygulayan hastalar bayramda diyetlerini bozmamalıdırlar. Sağlıklı kişiler de daha fazla kilo almamak ve yukarıda sayılan hastalıklara zemin hazırlamamak için beslenmelerine ve daha aktif olmaya önem göstermelidirler. Kurban Bayramı' nda özellikle ani tansiyon yükselmesi, beyin kanaması, kalp krizi, inme gibi rahatsızlıkların gözlenmemesi için bu dönem boyunca, bildiğimiz geleneksel sağlıklı beslenme prensiblerine devam edilmeli, bayrama özel bazı beslenme önerileri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bayramda Kalbinizi Koruyun
Bayramda, özellikle kurban eti veya et tüketimi artıyorsa, diğer günlük besinsel kolesterol tüketimi ( tavuk, balık, organ etleri, yumurta sarısı, yağlı süt ve ürünleri, kabuklu deniz mahsulleri vb) sınırlanmalı ve günlük kolesterol tüketimi 200-300 mg'ı geçmemelidir.
Kırmızı ve beyaz etlerin , süt ürünlerinin porsiyonları aşağı yukarı aynı miktar kolesterol içerir. Önemli olan bu besinlerin doymuş yağ içeriklerinin fazla olmaması veya doymuş yağ içeren diğer bir besinle beraber tüketilmemeleri gerektiğidir. Bu amaçla, doymuş yağ tüketiminin özellikle azaltılması gerekmektedir.
Bayramda süt ve süt ürünlerini en az yağlı olanlarından kullanın, krema, dondurma, tereyağı, hayvan derileri ve yağlı etler, katı yağlı tatlılar, kakao yağından uzak durulmaktadır. Önerilen günlük total doymuş yağ miktarı günde maksimum 15-20 gr'dır.
100 gr Kuzu eti, 7gr, dana eti 4gr , tavuk derisiz 3gr, tavuk derili 5gr, hindi 3gr, derisiz hindi eti 1.5gr, 1dilim peynir 4gr, 1 dilim keçi peyniri 6gr, 1 dilim sert eski peynirler 7gr, 1 bardak yağlı süt 5gr, yağsız süt 0.5gr doymuş yağ içerir. Bu miktarlardaki yukarıdaki besinlerin kolesterol değerleri ise 50-115 arasında değişmektedir.
Bu nedenle günlük her türlü et tüketimi 180 gr'ın üzerine çıkmamalıdır. Kırmızı et ancak haftada 2 kere tüketilmeli, bayramda et yoğunlukta beslenme düşünülüyorsa beden, bayram öncesi ve sonrası birkaç gün az miktarda kümes hayvanları ve balık yiyerek, bol sebze ve kurubaklagil,yağsız yoğurt tüketerek dinlenmeye alınmalıdır.
Hücre hasarını önlemek için trans yağ tüketimini azaltmak gerekir. Bunun için kızarmış her türlü besinden, kraker, bisküvi, kurabiyeler, kekler, patates kızartması, donuts ve margarinlerden uzak durulmalıdır..
Tekli doymamış yağlardan özellikle zeytinyağı, kanola yağı, avokado kalp sağlığı ve kolesterol için önerilmektedir. Zeytinyağı yemekler piştikten sonra kullanılmalıdır. Çoklu doymamış yağlardan tuzsuz kuruyemişler, çekirdekler, ayçiçeği yağı, susam ,soyayağı da tüketilmeli ancak miktarlar daha az tutulmalıdır.
Tuz kullanımı azaltılmalı, etler, kurban kavurması çok az tuzla ve yağ ilavesiz pişirilmeli, içeriğinde sodyum olan yapay tatlandırıcılar, koruyucu katkı maddeleri içeren hazır besinler tüketmemelidir.
Bayramda Karaciğerinizi Yormayın
Beden kimyasını asit yapan proteini yoğun ve yüksek şekerli beslenmeye karşılık alkali besin tüketimi artılmaldır. Bunu yapmanın en pratik yolu her türlü sebzeyi çiğ ve pişmiş olarak her zamankinden daha bol ve her öğünde tüketmektir.
Her öğünde, hatta öğün aralarında badem, nar, kurutulmuş şeftali, kuru incir, muz, kuru üzüm, kırmızı greyfurt, mango, papaya, elma, salatalık, portakal, ananas, yaban mersini, ekşi üzüm, dondurulmuş çilek, avokado tüketerek alkali beslenebilir, ana yemeklerde bol soğan, maydanoz, taze fasulye, mantar, çiğ ıspanak salatası, brokoli, pancar tüketilebilir.
Özellikle kaçınılması gereken asit yapan besinler; kafein, alkol, tüm unlu besinler, yeşil mercimek, mısır, yerfıstığı, pirinç, makarna, yumurta sarısı, tütün, şekerli meyve suları, ceviz, tatlı üzüm, şekerli ürünler, çikolata, yapay tatlandırıcılar, homojenize sütler, gazlı içeceklerdir.
Bunun yanında organik besin tüketimi arttırılmalı, koruyucu madde içeren hazır besinlerden uzak durmalı, turp, lahana, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası gibi fitobesinler daha çok tüketilmelidir.
C vitamini(brokoli, yeşil ve kırmızı biber, karnabahar, çilek, ıspanak, limon, taze soğan, papaya, mango, maydanoz, portakal, mandalina vb),Magnezyum(avokado, havuç, kereviz, brokoli, karnabahar, ayçekirdeği vb)Çinko (badem, sarımsak, havuç, lahana, karnabahar, ıspanak, fındık vb),Folik asit (badem, brokoli, avokado, Brüksel lahanası, lahana vb), Glutation (papaya, avokado, lahana, brüksel lahanası, karnabahar, hardal, su teresi, brokoli, şalgam, kırmızı pancar) içeren besinlere yönelmelidir.
Ağır tatlılar, doymuş yağ içen kadayıf, baklava vb tüketmemeye, bunların yerine hafif sütlü tatlıları tüketmeye özen gösterilmelidir.Güne yayarak günde 2 litre su tüketilmelidir.
Sindirim Sisteminizi Zorlamayın
Ani mide gerginliğinin tansiyon yükselmesine neden olmaması, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına fırsat vermek için günde en az 3 ana öğün, 2 ara öğün beslenmeye, öğünlerdeki besinlerin çok yüklü ve çok karışık olmamasına, çok geç saatlerde yememeye özellikle dikkat edilmelidir.
Etlerin, özellikle kurban etinin sindirim süresi uzundur. Bu nedenle kurban eti veya diğer et grupları öğünlerde miktar olarak az tüketilmeli özellikle etin fazla miktarlarda akşam geç saatlerde yenmemesi gerekmektedir. Etteki besin ögelerini korumak ve kanserojen madde oluşumunu engellemek için etlerin az suyla haşlama olarak pişirilerek tüketilmesi daha uygundur.
Az pişmiş veya ızgara yapılırken içi çiğ kalmış etlerde ve özellikle sakatatlarda bir çok mikroorganizma ve parazitler bulunabilir.Özellikle hamilelerin tam pişmemiş kırmızı et; anne, bebek sağlığında sorun yaratabilir.
Kavurma yapılırken çok fazla kuyruk yağı, tereyağı, margarin kullanılmamalı, kurban eti mümkünse en az bir gün tercihen 3 gün bekletilmeli , sonra pişirilmeli. Bu yöntem mikroorganizma ve parazitlerin barsaklarımızı bozmasını, buna bağlı ishalleri önler ve etin sindirimini kolaylaştırır.
RAMAZAN ve BESLENME
Ramazan'da beslenmeye diyetisyen yaklaşımı
Uzm.Dyt.Canan Uysal
2007
Oruç yani açlık imsak vaktinden güneş batana kadar olan süre içinde herhangi bir besinin yenmemesi ve içilmemesi anlamına gelir..
Ramazan ayında her konuda nefse hakim olma vardır.Bu ay kendi kendini disipline etme,kendini kontrol etme,kendine hakim olmayı öğrenme,kendini eğitme ve değerlendirme için iyi bir fırsattır Ramazan ayında kişiler;daha önce tatmadıkları sağlıklı besinleri tatmak ve alışmak durumunda kalırlar,sağlıklı yeme alışkanlıkları kazanırlar,açlığın ne olduğu hissederler,fazla yemenin ne kadar kötü hissettirdiğini gözlerler ve bedenlerinin gerçekten ne kadar besine ihtiyacı olduğunu farkederler..
Orucun sağlığa faydaları nelerdir?
Ramazan açlığı bizlere ruhsal,fiziksel,psikolojik ve sosyal iyilikler kazandırır.Ramazan ayında oruç ile beraber;bir yıl boyunca yorulan tüm sistemler dinlenmeye geçer .Vücut kendi metabolizmasını yeniden düzenler.Bağışıklık sistemi kuvvetlenir .Kan basıncı ayarlanır.Ağırlık kontrolü sağlanır.Bedenin yağ depoları boşalırken bu depolarda bulunan toksinler vücuttan atılır.İlaç,alkol,sigara gibi kötü alışkanlıkların ve bağımlılıkların üstesinden gelme kolaylaşır.
Yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki ;Oruçta bedendeki yağların yanması kolaylaşıyor,bunun yanında beden çok fazla kilo kaybetmemek için metabolizmasını dengeliyor.Oruçtan sonra metabolizma hızı normale göre % 22 azalıyor..Kan şekerindeki ilk iki haftada gözlenen hafif düşme (60 mg) daha sonraki günlerde yükseliyor. Oruç tutanlarda iyi kolesterol (HDL) oranları biraz yükseliyor, total kolesterol(TK) ,trigliserid(TG) ve kötü kolesterol (LDL) oranları ise pek değişmiyor.Kandaki kötü yağları yüksek olan kişiler düşük yağlı ve düşük kalorili bir ramazan ayı geçirirlerse bu değerlerde azalma görülüyor. Karın yağlarındaki erime ,daha fazla yürüyenlerde ve beslenmesine dikkat edenlerde gözleniyor. Oruç tutan çocukların % 22'ye yakını hipoglisemiye giriyor( <40mg/dl)
KİMLER ORUÇ TUTMAMALI?
Tip I şeker hastaları ve kontrol altında olmayan Tip II Şeker hastaları.
(Kan şekeri 60'ın altına düşenler veya 400'ün üzerine çıkan Tip II Şeker hastaları orucu bırakmalıdırlar)
Düzenli ilaç alması gerekenler
Kalp ve dolaşım hastalıkları olanlar
Tansiyon hastaları
Karaciğer yetmezliği olanlar
Safra kesesi iltihabı veya taşı olanlar,
Kronik böbrek hastaları,nefrit ve böbrek transplantasyonu olanlar
Gastro intestinal kanaması ve ülseri olanlar
Ciddi baş ağrısı olanlar
Ciddi epilepsisi olanlar
Ağır enfeksiyon geçirenler
Akıl hastaları Akli dengesi ve psikolojik durumu bozuk olanlar,
Şiddetli ishal
Çok yaşlılar (60 yaşın üzerindeki kişiler )
Bunama hastalığını olanlar.
Akli dengesi ve psikolojik durumu bozuk olanlar,
Aşırı zayıflar
Açlık nedeniyle öfke kontrolü olmayanlar
Seyahatte olanlar
Adet dönemindeki kadınlar
Hamile ve süt veren anneler
Ergenlik çağı öncesi çocuklar(9 yaşın altındaki çocuklar)
Ramazan diyeti
Ramazan ayında beslenme saatlerimiz değişse de genel sağlıklı beslenme prensiplerinde pek bir değişiklik olmaz.Günlük alınması gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları Ramazan Ayı'nda da aynıdır.Diyetin içeriği her öğünde her besin ögesinden tüketilecek şekilde ayarlanmalı gruplar içinde besin çeşitliliği sağlanmalıdır.
Ramazan için örnek menü planı ve öneriler
Sahur:
2 sb su
2 dilim peynir
1 yumurta veya 1 iri köfte
1-2 tatlı kaşığı reçel,bal,pekmez
1 sb süt veya yoğurt
1-2 dilim ekmek
1-2 porsiyon meyve
1 küçük domates
1-2 tk kaşığı zeytinyağı veya 10 adet badem
İftar:
2 hurma
1 çay bardağı taze meyve suyu veya 1 porsiyon meyve
1 kepçe Sebze çorbası(unlu veya şehriyeli)veya sebzeli mercimek çorbası
1 dilim ekmek
yarım-1 kase yoğurt
Veya
1 tost+8-10 zeytin+ 1 su bardağı portakal suyu
Akşam Yemeği:
2 iri köfte veya yarım el kadar tavuk veya parça et veya 3 kaşık kurubaklagil yemeği
2 dilim esmer ekmek veya 3 kaşık makarna,bulgur,pilav veya kurubaklagil
1 kase yağsız yoğurt
1 çanak karışık salata
1 çorba kaşığı zeytinyağı
3 kaşık sebze yemeği
Arada:
1 ince dilim kek veya 3 grissini
1-2 porsiyon meyve
10 adet badem veya fındık veya 3 tam ceviz
Yatmadan:
1 su bardağı süt
(süt ve kek yerine 1 kase sütlü hafif tatlı yenebilir)
Bunları yapmayın;
Çay,kahve,kola gibi kafeinli içecekler, fazla ,ağır tatlılar, aşırı baharatlı, tuzlu ve kızartmalar yağlı besinler ve alkolden uzak durun.Çok çeşitli yemeyin,aşırı yemeyin,yemekle aşırı su tüketmeyin,sigara içmeyin,özellikle açken sigara içmeyin,tokken yürümeyin.
Bunları yapın;
Tam taneli ve kepekli ekmekler,sebze yemekleri,çeşitli sebzeler kullanılarak yapılan salatalar,kabuklu yenebilen meyveler ,kuru meyveler ,az yağlı süt ürünleri,et,tavuk,balık,kuruyemiş tüketin.Besinleri iyi çiğneyin.Bol sıvı tüketin.Suyu yemek öncesi ve öğün aralarında tüketin..Kısa süreli yürüme,streching gibi hafif egzersizler yapın.Normal ağırlıkta veya kilolu iseniz daha fazla kilo almayın.Zayıf ve zayıfa yakın kişiler kilo kaybetmekten korkabilirler.Onlar için uygun kaloride hazırlanmış bir diyet programı ideal olacaktır.Uyumadan önce,sahurdan ve iftardan sonra dişlerinizi fırçalamayı unutmayın.
Ramazan bayramı için tavsiyeler:
Ramazan ayında alışkanlık kazandığınız sağlıklı beslenme kurallarına ve doğru yeme alışkanlıklarınıza bayramda da devam edin.Metabolik hızınızın açlık süresince azaldığını unutmayarak,özellikle karın bölgenizdeki yağlanmanın artmaması için , bayramda size sunulan ziyafet sofralarına,aşırı yemeye ve ağır tatlılara rağbet etmeyin,mümkün olduğu kadar yaşam aktivitenizi arttırın..
Ramazan ayında bir diyetisyenden yardım almaktan çekinmeyin.Bilimsel esaslara uygun ve size özel hazırlanmış bir beslenme planı sağlığınız için gereklidir.
Ramazan ayı sağlıklı yeni yaşam şekline geçebilmek için açılan ideal bir yoldur. Oruç tutmak yeni başlangıçlar için motivasyon verir
ORUÇ TUTARKEN MEVCUT HASTALIKLARINIZI MUTLAKA DOKTORUNUZLA KONUŞUN,İLAÇLARINIZI, SAATLERİNİ VE MİKTARLARINI DÜZENLEYİN
Oruç,beslenme uzmanları ve doktorlar tarafından bakıldığında tıbbi bir işlemdir.Bu ay herkes tarafından sağlık kurallarına uygun ve dikkatli geçirilmelidir
KIŞ AYLARINI KİLO ALMADAN GEÇİRİN
Nisan 2007
DELUXBursa
Sağlık & Yaşam Dergisi
Bir çoğumuz kış mevsiminde kapalı havalardan sıkılır ve mutsuz oluruz. Bu sonbahar ve kışa özgü olan mevsimsel bir ruh hali bozukluğu(depresyon)dur. Bunun nedeni güneş ışıklarının azalmasıyla birlikte beyin kimyamızda ve bedenimizde olan bazı değişikliklerdir. Bu değişiklikler nedeniyle kış aylarında farkında olmadan kendimizi dinlenmeye çeker ve daha fazla beslenebiliriz. Kışın daha erken uyur, daha geç kalkmak ister, yeterli saat uyuduğumuz halde kendimizi hala bitkin hissederiz, ayrıca zihinsel verimliliğimizde azalma olabilir. Kış aylarında bazı hormonlarımız iştahımızı artırır ve bizi daha fazla acıktırır. Genelde tüketilmek istenen besinler şekerli, unlu, karbohidrat değeri yüksek, kalorili besinlerdir. Buna rağmen kış aylarında kilo alma kişiden kişiye değişebilir ve herkes bu kilo alımını yaşamayabilir. Yapılan çalışmalar kış aylarında ortalama 3-8 kilo alınabileceğini, şişmanların ise daha fazla kilo aldığını ortaya koymaktadır. Kısaca kış aylarında bedenimizde olan tüm değişiklikler fiziksel aktivitemizi azaltır, besin tüketimimizi artırır ve nihayetinde bir çoğumuz sonbahar ve kış aylarında farketmeden bir kaç kilo almış oluruz.
Güneşin gökyüzünden çekildiği sonbahar ve kış mevsimlerinde kilonuzu korumanın yolları:
Diyetinizi doğru planlayın:
-Doğru beslenin;günlük toplam besin tüketiminde,besin ögeleri, vitamin, mineraller açısından yeterlilik ve denge sağlanmalı, besin değeri yüksek, kan şekerini hızlı yükseltmeyen sağlıklı kış besinlerinden çeşitlilik ve ölçülülük göz önüne alınarak tüketilmelidir.
-Kalori kontrolü yapın; yediğinizin besinlerin içerdiği kalorilerin bilincinde olun. Bir öğünde fazla besin tükettiyseniz diğer öğünde daha az tüketin veya o gün ekstra egzersiz yapmaya çalışın. Açken partilere ya da alışverişe gitmeyin. Evden çıkmadan mutlaka az kalorili doyurucu besinler tüketin. Restoranlarda az kalorili menüler planlamaya gayret edin ve çeşitlilikten kaçının. Harcadığınız kadar kalori alırsanız kilo almazsınız.
- Alkolden kaçının: alkol içerken fark etmeden çok kalori alırsınız. Alkolden önce veya sonra ya da içerken mutlaka bir iki bardak su veya soda içerek böbreklerinizin yükünü azaltın.
-Mutlaka kahvaltı edin:kahvaltı alışkanlığı olan kişilerin gün boyu 200 kalori daha az eksik besin tükettikleri ve stres hormonlarının azaldığı tespit edilmiştir.
-Kafeinli, asitli ve şekerli içeceklerden uzak durun veya sınırlayın(kola, gazoz, şekerli meyve suları, kahve, çay vb)
-Su içmekten kış aylarında da vazgeçmeyin
Vücudumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan, bu nedenle yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan su ; metabolizmayı ve böbrekleri kontrol etmeye yarar. Böbrekler adrenal beziyle ilişkilidir. Bu da enerji metabolizması, iç ısımız ve bedensel kuvvetimizle bağıntılıdır. Soğuk kış günlerinde diyetinizde sıcak ve ılık besinlere ihtiyaç vardır. Ilık ve sıcak sağlıklı çorbalar,sebze yemekleri, güveçler, sağlıklı fırın yemekleri(hepsi sulu olmalıdır)böbrek ve adrenal bezlerin sağlıklı çalışması için gereklidir.
Vitamin ilavelerini dikkate alın:
Kışın stresi önlemek, metabolizmayı hızlandırmak, yorgunluğu önlemek ve bağışıklık sistemini korumak için bazı takviyelere ihtiyaç duyabiliriz. Özellikle C vitamini adrenal bezlerimiz için kışın çok önemli bir vitamin takviyesidir.
Stresinizi kontrol edin:
Stres kontrol edilmediğinde kilo almak kolaylaşır. Kış aylarında kış stresini azaltan bir yaşam tarzı benimsenmeli, eğlenceye zaman ayrılmalı, düzenli spor yapılmalıdır. Bazı besinler beyni ve adrenal bezlerini olumlu etkileyerek bizleri stres ve depresyondan korurlar. Özellikle triptofandan zengin proteinli besinler, peynir, balık, dondurma, et, tavuk, balık, hindi, yumurta, makarna, badem vb besinleri ölçülü tüketirsek hem kilo almayız hem de kış aylarını daha keyifli geçirebiliriz. Kilo kontrolünde ve bedensel dayanıklılıkta önemli olan Adrenal bezlerinin iyi çalışması için günlük tüketilen besinlerin %80 ‘inin tam taneli tahıllar ve sebzelerden, %20-30'unun hayvansal besinler, kurubaklagiller ve kuruyemiş gibi proteinli besinlerden, %5-10'unun ise meyvelerden seçilmesi önerilmektedir. Stres kontrolü için gerekirse bu mevsimde bir psikiyatrdan destek alınabilir.
Aktif olun:
Günlük yaşam aktivitenizi artırın ve her boş zamanınızı hareket ederek geçirin. Kış aylarında gündüzleri güneşi görmesek dahi günde 45 dk-1 saat kadar açık havada yürüyüş yapılmalıdır. Açık hava yürüyüşleri sizi hem besinlerden daha çok ısıtacak hem stres azaltacak, hem de iştahınızı kapatacaktır.
Sonuç:
Kışa özel beslenmeyi öğrenmek, kışın kilo almamak ve hatta var olan kilolarınızı vermek için mutlaka bir diyetisyene, sağlık takibiniz, vitamin, mineral ve destek takviyeleriniz için ise bir doktora başvurun. Sağlıksız beslenme ve zayıflama programları özellikle kış aylarında bağışıklık sisteminizi bozabilir,dikkat edin.
Uz. Dyt. Canan Uysal
SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENMENİN ESASLARI
2007,Şubat
Doğru ayarlanmış bir beslenme sağlık için çok önemli bir unsurdur. Sağlıklı dengelenmiş bir diyet sizi forma sokar, daha fazla enerji verir, kalp hastalıkları başta olmak üzere sizi bazı kanser türlerinden , diyabetten ve bir çok hastalığın gelişmesinden korur Aşağıda sizin ve aileniz için bazı sağlıklı dengelenmiş diyetin esasları yer almaktadır;
KALORİLER
Kalori enerji anlamına gelir. Besinlerden aldığımız enerji ve fiziksel hareketlerimizle kaybettiğimiz enerji kalori cinsinden hesaplanır.Her insanın yaşa ve cinsiyete göre alması gereken kalori miktarları değişiktir. Yetişkinlerde bu değer 2000-2500 kalori arasındadır.
Eğer kilolu ve şişmansanız besinlerden aldığınız kalori, harcadığınız kaloriden fazla geliyor demektir. Burada en iyisi hareketi artırmak ve ılımlı bir miktarda besinleri azaltmak ilk yapacağınız iş olmalıdır.
Kendinizi kontrol etmek için her gün yediklerinizi ve içtiklerinizi yazın ve kalorilerini hesaplayın. Günlük harcadığınız enerjiden fazla olup olmadığına bakın.
DOĞRU BESİNLERİN SEÇİMİ
Sağlıklı dengelenmiş bir diyet için düşük kalorili, bunun yanında besleyici özelliği olan besinler seçilmeye çalışılmalıdır.
Yağda kızarmış veya çok yağlı yemekler yerine daha az yağlı fırında veya tencerede pişmiş sebzeler veya etler tercih edilmeldir. Bunun yanında kalbe zararlı olan doymuş yağlardan zengin olan yağlı etler, yağlı süt ve ürünlerinden,margarinlerden,hazır besinlerden uzak durulmalıdır.
Sağlıklı dengelenmiş bir diyet için ;
Besin gruplarının her birini dengeli bir şekilde tüketmek gerekir. Bu gruplar süt grubu, tahıl grubu, sebze-meyve grubu, et grubu, yağ grubu olarak sınıflanmaktadır. Burada önemli olan her besin grubundan çeşitliliği sağlayarak her öğünde hepsinden tüketmektir.
DİYETTE AŞIRI YENMEMESİ GEREKEN BESİNLER
-Şeker ve şekerli besinler; hazır kurabiyeler, kekler,pastalar
-Yağlı besinler; hazır besinler, yağlı etler, kızarmış besinler
-Kalorili besinler; şekerli besinler, ağır yağlı soslar veyağlı yemek suları, büyük porsiyonlar
-Tuz; tuz ve tuz içeren besinler, hazır gıdalar, konserve çorba ve sebzeler
SAĞLIKLI PİŞİRME YÖNTEMLERİ
En ideal pişirme yöntemi etler için;fırınlama,haşlama veya ızgaradır.
Sebzeler vitamin ve mineral değerlerini kaybetmemeleri için sıklıkla çiğ olarak tüketilmeli,pişirilecek ise az su ile ve kısa zamanda pişirilmelidirler.
KARBOHİDRAT,YAĞ VE PROTEİN TÜKETİMİ
Sağlıklı diyet doğru oranlarda karbohidrat, yağ ve protein içeren diyettir. Genel olarak bu oranlar yaşa, cinsiyete ve bazı hastalıklara göre bazı ufak farklar gösterse de genellikle benzerdir. Karbohidrat için %50-66, Protein için %10-20, Yağlar için %30 civarında değişmektedir.
SAĞLIKLI BİR DİYET İÇİN BESİN GRUPLARININ GÜNLÜK PORSİYON MİKTARLARI
Bu miktarlar yaş, cinsiyet,sağlık ve gebelik gibi durumlara göre değişse de genelde birbirine benzerdir.
Süt ve ürünleri;2 -4 porsiyon
Et,tavuk,balık;60-180 gr
Tahıl grubu;5-10 dilim ekmek veya alternatifleri
Sebze; 3-5 porsiyon
Meyve;2-4 porsiyon
Yağ;Enerji harcamasına göre değişebilir.Bunun yanında her öğünde zeytinyağı,fındıkyağı kullanılması çok sağlılıdır.
Şeker;Şeker ve şekerli her türlü besin tüketimi kişinin enerji harcamasına ve kan şekeri denetimine göre ayarlanabilir.
DİĞER ÖNERİLER
-Haftada en az 2 öğün balık tüketin
-Haftada 3 gün et grubu yerine 1 porsiyon kurubaklagil yemeği tüketin
-Her gün en az 2 porsiyon meyve, 3 porsiyon sebze tüketin ve bu besinlerin arasında renk ve besin içeriği çeşitliliğini sağlayın
-Günlük en az 1.5 -2 lt su için.
-Porsiyonları küçültün, yemekler için daha ufak tabaklar kullanın
-Yavaş yeyin ve iyi çiğneyin
-Öğün atlamayın. Günde 3 ana 2 veya 3 ara öğün yapın.
-Posalı besinlere yer verin. Esmer ve tam taneli ekmek tüketin.Sebze ve meyveyi önerilen miktarlada yeyin.
-İştahınızı kontrol edin. Acıkmadan yemeyin.
-Ağırlığınızı sık sık kontrol edin . Eğer VKİ(vücut kütle indeksi)'niz 25'i geçiyorsa yediklerinizi azaltın ve yaşam aktivitenizi artırın.
VKİ= Ağırlık(kg) / Boy2 (m)
CANAN UYSAL
ŞUBAT-2007
Gebelik döneminde ağırlık denetimi ve beslenmenin önemi
Uzm.Dyt.Canan Uysal
Sağlık&Yaşam Dergisi Ekim 2006
Gebelik;embriyonun oluşumuyla başlayan fetusun gelişmesiyle devam eden fizyolojik bir süreçtir.Bilim adamları gebelikde ağırlık denetiminin ve beslenmenin önemini bilirler.
Annenin bedeni bebeği için değişir
Annenin vücudu ortalama 9 ay boyunca bebek için çalışır.Annenin bedeninde gebe kalmasından kısa bir süre sonra değişiklikler başlar.Bu değişiklikler bebeğin büyümesi ve gelişmesi süresince olan doğal fizyolojik olaylardır.Bebek kendi beslenmesini sağlayan bir sisteme sahiptir.Bu sistemde plasenta,göbek kordonu ve amniyotik kese rol alır.Plasenta sağlıklı gebelik ve bebek için hormonlar üretir.Metabolizma artar, anne bebeği beslenmek için daha fazla yeme ihtiyacı duyar.Bunlar gebelik dönemindeki değişikliklerden sadece bir kaçıdır.
Gebelik döneminde beslenme,sağlıklı bir gebelik süreci yaşanması,bedenin artan kalori ve besinsel ihtiyacını karşılaması ve annenin ağırlığının denetimi için önem taşır
Gebelik öncesi ağırlığınızı değerlendirin
VKİ=gebelik öncesi ağırlık(kg) / boy(cm2) formülünden VKİ'nizi bulun.
18.5 zayıf
18.5 - 24.9 normal
25.0 - 29.9 kilolu(şişman)
30 ve üzeri obez.
Gebelik dönemi uygun ağırlık artışı
Bir çok kadın gebe olduktan sonra beden görüntüsünün değişikliğinden rahatsız olur ve önerilen kiloyu almak bile onları mutsuz kılabilir.Unutulmamalıdır ki gebelik esnasında kazanılan ekstra ağırlık fetusun sağlıklı büyüme ve gelişmesi ve süt verme döneminde annenin besin depolarının dolması için çeşitli besinleri sağlamaktadır.Ağırlık artışını hepsi anneye kilo olarak gelmez. Bebeğin ağırlığı ve gebeliğe özgü anne dokularındaki fazlalıklar (8-13 Kg)doğumdan sonra azalır.
Obezite gebelik için tehlikelidir
Fazla kilo gebelik için bir çok risk taşır.Bunlar;gebelik süresince;gebelik diyabeti(gestasyonel diyabet),pre-eklempsi(sadece gebelikte ortaya çıkan HT,ödem ve idrada protein görülmesiyle karakterize edilen bir durum),bebeğin büyüme,gelişme ve genel sağlığında anormallikler,uyku apnesi(uyurken nefes almanın durması),doğumda kusurlar,fetus ölümü,doğum sırasında; doğumun ilerlemesinde zorluk,bebeğin kalbini izlemede zorluklar,ağrılı doğum,sezaryen gerekmesi ve sezaryene bağlı riskler,doğum sonrasında ise ;yaralarda enfeksiyon riskinin artması,sezaryen sonrası pıhtı riskinin artması ve doğum sonrası depresyon olarak ortaya çıkar.
Gebelik döneminde kilo vermek sakıncalı olabilir
Yukarıda saydığım obezitenin gebelik üzerindeki tüm olumsuzluklarına rağmen yeme bozuklukları(anorexia vb)nedeniyle ortaya çıkan beslenme yetersizlikleri veya zayıflama arzusuyla yapılan diyetler annede besin depolarının azalmasına,güçsüzlüğe ,bağışıklık siteminin bozulmasına ve depresyona,bebekte ise düşük doğum ağırlığı,fetal ölüm,ölü doğum,fetal gelişme bozuklukları,kusurlu doğum ve solunum problemlerine vb neden olmaktadır.
Gebelik süresince ekstra besinlere ve besin maddelerine ihtiyaç vardır
Anneye gebelik öncesi ve süresince diyetisyenleri ve/veya doktorları tarafından gebenin ağırlığı,kullandığı ilaç ve vitaminler,yeme alışkanlıkları,olası yeme bozuklukları ve diğer hastalıkları,genetik yapısı gibi durumlar göze alınarak yeterli ve dengeli beslenme prensipleri öğretilmeli,uygun kaloride, besin çeşitliliği ve besin güvenliği sağlanmış,gebeye özgü tıbbi bir beslenme programı uygulanmalıdır.
Sonuç
Gebelik süresince fazla kiloları vermenin olumlu sonuçlarını destekleyen çalışmalar yoktur.Bu nedenle anne adayları gebelik döneminde kilo vermekten ve yo-yo diyetlerden kaçınılmalıdır...
Vejeteryan iseniz doğru dengelenmiş bir diyetle gebelik sağlıklı geçirilebilir.doktor anneye B12,Zn,B6,kalsiyum,D vitamini gibi destek tabletler yazacaktır.
Gebe adayları ve gebeler bir diyetisyenle ve bir kadın doğum uzmanıyla tanışmak için geç kalmamalıdırlar.Gebelik öncesi uygun ağırlığa gelmek için bir diyetisyenden yardım almalıdırlar.Bu danışmanlıklar gebelik için planlamanın yapılması ve gerekli tıbbi bakımın başlaması bakımından çok önemlidir.
Genetik ve beslenme şeklimiz:
Genlerdeki bireysel farklılıklar, kişilerin farklı özelliklerinden, hastalıklara yatkınlıklarından ve hastalıklara karşı dirençlerinden sorumlu(Hürriyet/Kelebek/Sağlık Hattı/Uzm.Dyt.Canan Uysal)
(Tıklayın)
Genetik ve beslenme şeklimiz
Uz. Dyt. Canan Uysal
Genlerdeki bireysel farklılıklar, kişilerin farklı özelliklerinden, hastalıklara yatkınlıklarından ve hastalıklara karşı dirençlerinden sorumlu.
Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, diyabet, kanser ve benzeri hastalıklar birden fazla genin ve çevresel etkenlerin de üzerlerinde rol oynadığı kompleks hastalıklar. Genlerimizi değiştiremiyoruz. Ama o genin vücudumuza verdiği hastalıkların gidişini tıbbi beslenme tedavileri yöntemleriyle değiştirebiliriz.
l Nutri-genetik ne demek?
Beslenme genetiği demektir. Kişinin genetik yapısıyla beslenme şekli arasındaki ilişkiyi araştıran ve ortaya koyan bir dilim dalı.
l Neden nutri-genetik?
Genlerimizde hangi farklılıkların olduğunu öğrendiğimizde genetik yapımız doğrultusunda, bireye özgü, en uygun diyeti ve yaşam tarzını seçme şansımız doğuyor.
California Davis Üniversitesi Beslenme Genetiği Mükemmellik Merkezi bize bu sorunun yanıtını daha geniş biçimde veriyor. Merkez nutri genetiğin kavramsal temellerini beş ilkede topluyor:
- Beslenme, belirli şartlarda bireylerde belirli hastalıklar açısından ciddi risk faktörü olabilir.
- Çok tüketilen besin maddeleri insan genomunu doğrudan ya da dolaylı etkileyerek genlerin yapısını ve etkisini değiştirebilir.
- Bir besin maddesinin bireyin sağlığını ne kadar etkileyeceği o kişinin genetik yapısına bağlı.
- Beslenmeyle ilgili bazı genler ve bu genlerde görülen farklılıkların bireylerde kronik hastalıkların, görülme sıklığı, hastalığın başlaması, ilerlemesi ve şiddeti üzerinde etkisi olabilir.
- Kişilerin beslenmelerinde o kişinin gıda ihtiyacı, beslenme durumu ve genetik yapısıyla ilgili bilgilere dayanarak yapılacak düzenlemeler, kronik hastalıklara karşı koruyucu, hastalığın şiddetini azaltıcı ve hatta tedavi edici olabilir.
l Beslenme ile ilgili genetik bilgimize nasıl ulaşabiliriz?
Kişisel nutri-genetik analiz ile bu bilgileri elde etmek mümkündür.
l Bu analizi kimler nerede yapıyor?
Kişisel nutri-genetik analizini bu konuda özel eğitim almış, sertifikalı diyetisyenler ve doktorlar yapabilir. Kendi muayenehanelerinde, kliniklerinde, hastanelerde veya anlaşmalı oldukları belirli laboratuvarlarda uygulayabilirler. Türkiye'de çok yakında başlayacak.
l Kişisel nutri-genetik analizi sonucu hangi bilgilere ulaşıyoruz?
Bu kişisel nutri-genetik analizi genetik olarak taşıdığımız, beslenme ve sağlıkla ilgili bireysel farklılıklarımızı tespit eder... Bu analiz bir tanı-tedavi testi değildir. Bu testte sadece kişinin beslenme ve yaşam alışkanlıklarından etkilenecek genetik hastalıkları belirleyebiliyoruz.
l Kapsadığı alanlar nelerdir?
Kalp sağlığı, vücudun B vitamini kullanımı, detoksifikasyon özellikleri, enflamasyona karşı korunma düzeyi, kemik sağlığı, antioksidan mekanizmaları, insülin duyarlılığına bakılır.
l Bu bilgilerin yararı nedir?
Genlerimizin bize sağladığı olumlu veya olumsuz kişisel farklılıkları bildiğimiz zaman vücut fonksiyonlarımızı ve sağlığımızı optimum seviyede tutabiliriz. Bu kişiye özgü optimum beslenme ve yaşam tarzı değişikliği programlarıyla mümkün olabilir.
Hazırlayan:
Mesude ERŞAN
12-15 Nisan 2006 "V. Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi"'ne"İzole düşük hdl-k düzeyli hastalarda düşük karbonhidratli diyetin etkisi"adlı bildirimizle katıldık.
(Tıklayın)
|